Kozmik Enerji – Frekanslar Hakkında Detaylı Bilgi
04 Mart 2025

Sayfayı ziyaret eden kişi sayısı

574

Frekanslar, yüksek kozmik medeniyetlerden gelen enerji-bilgi kozmik alanlarıdır. İnsanların tüm süptil bedenlerine, ruhuna, bilincine ve fiziksel bedenine etki ederler.

Şu anda yaklaşık iki yüz kanal keşfedilmiş ve incelenmiştir, ancak bunların gerçek sayısı ölçülemez. Her kanal, çok sayıdaki frekans spektrumuna sahiptir; bunların kalitesi ve gücü, çoğu durumda (örneğin, Buddha Blok kanalları), bir operatör tarafından geliştirilmesine bağlıdır. Kozmik Enerji kanalları, bağımsız bilinçli varlıklar olduğundan, şifacının belirli bir organ veya probleme yönelik “açtığı” kanal sadece ilgili bölgeye değil, aynı zamanda kişinin farkında bile olmadığı (henüz rahatsız etmeyen ya da süptil düzlemdebulunan) tüm hastalıklar ve yaşam sorunlarına da etki eder.

İnisiyasyon (Uyumlama) Süreci

İnisiyasyon (uyumlama) sürecinde, inisiye edilen kişi kanalın frekansına ayarlanır ve bu kanalın “açılması” için özel bir anahtar kendisine aktarılır.

Daha güçlü ve kesin tedavi sonuçları elde etmek için birçok kanalın geliştirilmesi gerekir, bu, belirli frekanslarla daha hassas olan uyum sürecidir. Bu geliştirme süreci birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Bu süre boyunca, geliştirilen kanal ile hem kişinin kendisi hem de danışanlar üzerinde çalışılması gereklidir.

Genel olarak, Kozmik Enerji kanalları aşağıdaki kategorilere ayrılabilir:

• Şifalandırıcı (Tedavi Edici) Kanallar

• Büyüsel (Mistik) Kanallar

• Magister Kanalları

• Zoroastrianizm Egregor

• Chutta Blok (İleri nesil galaktik ) Kanallar

 

Frekansların Tanımlanmasındaki Zorluklar

Frekansların (bazen “kanallar” olarak da adlandırılır) anlaşılması ve tanımlanması zordur, çünkü hem bir “nesne”(madde) hem de bir “süreç” (eylem, daha doğrusu etkileşim) özelliklerine sahiptirler. Bu durum, parçacık-dalga süreçlerinin algılanmasındaki zorluklarla ilgilidir ve aynı zamanda çok boyutlu doğalarından kaynaklanmaktadır. Bir frekansı, gerçek bir “nesne” (alan, dalga akışı, geometrik yapı) olarak yalnızca nitelikli bir uzman veya “görü yeteneği” olan biri görebilir.

Sorun, başlangıç seviyesindeki (ve hatta bazı ileri düzeydeki) Kozmik Enerji operatörlerinin frekansları bir “nesne” olarak hayal etmelerinden (örneğin bir akış veya ışın olarak) kaynaklanır, ancak onları bir süreç olarak algılarlar, hissederler ve bu süreçle çalışırlar. Yani, kendi enerji alanlarının frekansın etkisine verdiği rezonansa dayanarak çalışırlar. Aslında, frekansı doğrudan değil, yalnızca kendi alanlarının frekansla uyumlanmasının “yansımasını” hissederler.

Başlangıç aşamasında, operatörler frekansları bir süreç olarak tanımlar ve bu sürecin enerji alanlarında yarattığı hislere dayanarak hareket ederler. Başka bir deyişle, frekansın kendi alanlarında oluşturduğu rezonansa güvenerek çalışırlar. Ancak, başlangıç seviyesindeki kişiler yeterli deneyime sahip olmadıklarından, bu rezonans süreçleri sağlık durumlarına, çevrelerine, ruh hallerine ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir.

Bu durum, frekansların geliştirilmesi ve kullanımı sırasında değişken ve farklı yanıt frekans rezonanslarına (hislere) yol açar. Hatta deneyimli operatörler bile, çok alışılmadık bir ortamda bulunduklarında içsel rezonanslarının bozulması nedeniyle frekansları yanlış tanımlayabilirler. İşte bu nedenle, seanslar sırasında ve frekans geliştirme aşamasında çok çeşitli hisler ve frekans rezonanslarına dair vizyonlar ortaya çıkmaktadır.

Tüm “görüler”, “yüzler”, “varlıklar” aslında operatörün kendi yanıt frekans rezonansını tanımlama çabasıdır. Bu, bir durumu yani bir süreci “sabitleme” girişimidir. Üç yeşil düdüğü hayal etmek mümkün değildir, ta ki sesin renk taşıdığı ve rengin de sese dönüştüğü anlaşılana kadar. Aynı şekilde, fiziksel bedenin verdiği özel tepkiler (karıncalanma, ürperme, sıcaklık hissi, nabız artışı vb.) de doğrudan frekansı hissetmek değil, enerji alanı ile onu etkileyen frekansın rezonansını dengelemeye yönelik bir çabadır.

Bu nedenle, operatörlerin frekansları doğrudan “gördüğünü”veya “hissettiğini” söylemek başlangıç aşamalarında doğru değildir. Onlar, frekansın doğrudan kendisini değil, kendi enerji alanlarının frekansın etkisi altındaki rezonanslarını “görür” ve “hisseder”. Bu rezonansları tartışmanın bir anlamı yoktur, çünkü her birey için farklıdır ve ancak mükemmel bir seviyeye ulaşana kadar değişkenlik gösterir.

Frekans Geliştirme Süreci

Frekansları geliştirme sürecinin ilk aşaması, enerji alanının (ve fiziksel bedenin) belirli bir frekansa yanıt olarak verdiği rezonansları kesin ve hatasız bir şekilde tanımlayabilmeyi sağlamalıdır. Bu süreç, tıpkı ilkokulda çarpım tablosunu ezberlemeye benzer. Buddha Blok ve ardından Magic Blok frekanslarının her biri için operatörün alanının verdiği yanıt frekans rezonanslarını “tat”, “renk” ve “koku” gibi duyusal unsurlar üzerinden belirlemeyi ve ezberlemeyi içerir.

Bu süreci hızlandırmak için, geliştirme koşullarının (günün saati, yorgunluk seviyesi, çevredeki müzik, kokular vb.) mümkün olduğunca değişmeden kalması önemlidir. Koşullar ne kadar tutarlı olursa, gelişim süreci o kadar hızlı ilerler.

Ancak, bir frekans “nesne” olarak (insan algısı açısından)belirli bir özellikler kümesine sahipken, “süreç” olarak tamamen farklı bir niteliğe sahiptir. Dolayısıyla, frekansın “nesne” olarak algılanışı farklı olacak, “süreç” olarak algılanışı ise başka olacaktır. Bu nedenle, bir sonraki aşama, frekansı bir “nesne” olarak tanımlama sürecidir.

Bu aşama, gelişmiş bir görsel algı gerektirir. Operatörün enerji alanının verdiği yanıt rezonanslarını, belirli bir frekansın görülebilir spektrumu ile ilişkilendirmeye ve nihayetinde frekansı hem “nesne” hem de “süreç” olarak aynı anda tanımlayabilmeye dayanır. Bu seviye, frekanslarla “kara kutu”sisteminin ötesinde tam anlamıyla çalışma imkanı sağlar.

Her tür geliştirme süreci (ister frekansları, ister görüleri, isterse de şifacılıkla ilgili temel becerileri kapsasın) sonunda tüm bu algısal durumların aynı anda mümkün olduğu bir bilinç seviyesine ulaşmayı amaçlar.

Derleyen & Çeviren

Cemre ÖZKAN

Mehmet Levent ÜNAL

4/3/2025

UYARI: İşbu blog içerisinde yer alan bilgi ve uygulama teknikleri tedavi amacı taşımamaktadır. Söz konusu bilgiler bu tekniği öğrenmek için eğitime katılan katılımcıyı bilgilendirmek amaçlı olup sağlık hizmeti niteliğinde değildir.Verilen bilgiler hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır. Tanı ve tedavi mutlaka doktor tarafından yapılması gereken ciddi bir işlemdir.
Her türlü hastalık ve benzeri tedavi gerektiren sorunlarınız için dokturunuza danışınız.